Laftan Anlamayan Çocuklar

Pazar, 6 Nisan 2008 Kategori: Alışkanlık Edinimi, Bilinçaltı, Çocuklara örnek olmak

Soru:
Bir çocuğa nasıl laf dinletebilir insan? Konuşmayı denemenin dışında, konuşmak kâr etmiyorsa ne yapmalı?

Cevap:
Umursamamak, mızmızlanmalarını duymazdan gelmekle başa çıkılabilir. İngiliz çocuk psikologları bunu tavsiye ediyor.
Çocuklar laftan anlamıyorsa anlamalarını beklemek yanlış. Çocuklar daha çok bilinçaltı ile hareket eder.
“Ben şu etkiyi yaparsam şu tepkide bulunulur” gibi.. yani ağlarsam isteğimi yaparlar.. gibi..

Yanlış olduğunu ne kadar anlatırsan anlat faydası yok. O kötü alışkanlıkları ile yaptırımda bulunma girişimlerini görmemek duymamak hiç umursamamak onları bu saçmalıklardan kurtarmanın en iyi yoludur.
Böylece aklıyla değil ama bilinçaltındaki şablonların değişmesiyle çocuktaki hatalar düzelir.

Çocuk eğitiminde çocuklara bilgi vermekten ziyade hareketler, görüntüler, yaşanılanlar daha çok etkilidir. Çok basit bir örnek: Bir çocuğa kızgın ütünün yakabileceğini anlatamazsınız. İyi dinlediğini görmekle anladığını sanırsınız. Ne zaman dokunur ve eli yanar, o zaman kızgın ütünün tehlikesini öğrenmiş olur.

Küçük yaştaki çocuklara “bilgi vererek” bir şeyler öğretmek için acele etmemeli. Öncelikle gerekli ne varsa kendiniz bizzat örnek olarak benimsemesini kabullenmesini sağlamanız gerekir. Elleri yıkamak, diş fırçalamak, kitap okumak gibi alışkanlıkları kazandırmak için bu eylemleri uzun bir süreç içerisinde birlikte yapmanız gerekir.

Etiketler: , , , ,
Yorum Yaz »

Okul Ödevlerinin Zararları

Pazartesi, 24 Mart 2008 Kategori: Çocuklara Zararlı Şeyler

1- Ödevlerin aşırı ağırlığı konusu:
Çocuklar okulda kendilerine verilen ödev konularını internetten hazır bulup incelemeden okuyup anlamaya çalışmadan dönem ödevlerini hazırlamaktalar. Hazır kaynakları bu şekilde değerlendirmek çocuklarda internette aradığını bulabilme becerisini geliştirmekten başka hiçbir işe yaramamaktadır. Öte yandan birçok çocuğun ev ödevlerini ya aile bireyleri yapıyor ya da okul dışı tuttukları özel ders veren öğretmenleri yapıyor. Ben de yapmıştım. Kızcağızın o kadar çok sayıda ödevleri, günlük dersleri bir arada başarıyla yapabilmesi için doğa üstü bir güce sahip olması gerekirdi. Eğitim sistemimize lanet ederek o kızın İngilizce dönem ödevlerini iki yıl üst üste karşılıksız olarak üstlenmiştim.

Öğretmenlere gelince: Çocukların hazırladıkları ödevleri alıp incelemiyorlar bile. Bütün öğretmenler böyle değildir gerçi ama büyük çoğunluk böyle. Bir öğretmen verdiği ödevi takip etmeli. Çocuğu çok iyi gözlemlemeli. Bunları yapmayacaksa çocuklara ödev vermemeli.

2- Çocukların çok fazla ağır ödevler ve aşırı yoğun günlük dersler yüzünden düşünmeye sorgulamaya asla vakit bulamamaları konusu:
Çocukların meraklı olması, merak edip sorular sorması, konuşarak yetişkinlerden bir şey öğrenmeye çalışmaları gerekir. Hayatta mücadeleci olmanın çocuklukta kazanılacak yönlerinden biri de çocukların merak edip öğrenmeye çalışması, bilgi peşinde mücadeleci olmaları gerekliliğidir. Merak ettiklerini sorması, anlatılanları dinleyip öğrenebilmek için çaba harcamaları gerekir. Bu arada sorgulamacı ve analizci olmayı da öğreneceklertir. Bizim eğitim sistemimiz ise çocuklara nefes aldırmamak için uğraşıyor ki gelecek nesiller robot gibi ezberci, hazıra konucu, çalıcı çırpıcı olsun.

Bu yönden eksiklikler çok. Açığımız haddinden fazla büyük. Bu durumda öğretici – eğitici programlar bile çoğu zaman faydalı değil zararlı olabiliyor. Çünkü her şeyi filmlerden, televizyon programlarından, CD ve benzeri kaynaklardan kopyalayıp almak öğretici olmuyor; gerektiği gibi faydalı olamıyor.

İnsanlar arası diyalog kurmak, insanlar arası konuşarak anlaşmak ve insanlar arası sözlü iletişimi geliştirmek açısından günümüz çocuklarında eksiklikler ve boşluklar fazlasıyla mevcut.

3- Çocukların hazıra konmaya alışmasında veya tek çıkar yol olarak ezberi veya kopya çekmeyi alışkanlık edinmesinde annelerin babaların rolü:
Anneler babalar bütün bu eksikliklerin ne gibi zararlar doğuracağını düşünemiyor. Bu eksikliklerin farkında bile değiller. Çocuklarını kendileri çeşitli kaynaklara bizzat yönlendiriyor. “Bu da bir şeydir; çocuklar hangi bilgiye nasıl ulaşılacağını bilmelidir” diye düşünülebilir. Ama anne baba biraz da kendileri öğrensin, çocuklarına o bilgileri anlatarak, uygulayarak, göstererek öğretsin. Çocuk anlatılanı nasıl dinliyor, anlamak için çaba sarf ediyor mu bunu gözlemlesin.
Bunu yapabileceklerini sanmıyorum. Büsbütün çocuklara zararlı olacaklardır. Kendisi anlatmayı beceremeyecek, çocuk boş gözlerle bakacak. O anne veya baba ise bilgileri tekrar tekrar anlatıp çocuğa “ezberletmeye” çalışacak. Bu konuda bizim mayamız bozuk. Kusura bakmayın. Teşbihte hata olmaz.

Bir düşünürün şöyle bir sözü vardı: “Bir insanı eğitmek istiyorsanız dedesinden ninesinden başlamalısınız.”

Bu bahsettiğim sorunlar karşısında pahalı özel okullarda okutulan çocuklar biraz daha şanslı. Ama maalesef bunlar Türkiye genelinde çok küçük bir azınlık olarak kalıyor.

Etiketler: , , , , , , , ,
3 Yorum »