Yetişkinlere Yönelik Filmlerin Çocuklara Etkisi

Perşembe, 27 Aralık 2007 Kategori: Bilinçaltı, Gelişim Süreci, Çocuklara Zararlı Şeyler

Televizyon filmlerinde görüyorum ki hemen hemen her filmin başlangıcında +7 ibaresi var. Yani yedi yaşında ve daha büyük çocuklar seyredebilir, bir sakıncası yok demektir. Gerçekten öyle mi? Bunu kim denetliyor?

Çocukluğumda, ya yedi-sekiz yaşlarındaydım ya da en fazla 10 yaşındaydım. Annem mahalleli kadınlarla sinemaya giderken beni de yanında götürmüştü. Türkân Şoray’ın başrolde oynadığı “Açlık” adlı bir film vardı. O film beni ne kadar kötü etkilemişti anlatamam. Öyle bir şeyi bir çocuğa izletmek o çocuğa yapılacak büyük bir zülümdür. Gerçek anlamda zulümdür. Ben ne kadar acı çektim kimse hiçbir zaman bilmedi. Filmin son kısmını her hatırlayışımda adeta kafama balyozlar inerdi. O korkunç hisleri şimdi anlatamıyorum. Anlatamasam da hâlâ son kısmı hatırlamam bana benzer etkiyi yeniden yaşatabiliyor.

Çocukluğumda televizyonda gördüğüm bazı Türk filimleri de ayrıca beni kötü etkilemiştir. Dram türü filimler beni bir iki gün veya günlerce huzursuz ederdi. Amerikan filmlerindeki bazı davranış biçimlerine kendimi kaptırdığım olurdu. Özellikle ergenlik döneminde. Çevremde benzer davranışları hiçbir şekilde görmeyince çevremi yadırgadığım anları sık yaşamışımdır.

Anlayış, algılayış ve değerlendirme açısından: Filimlerin ana fikri vardır, iletmek istediği mesaj vardır, etkileyici olması için filmde uygulanılan çeşitli yöntemler vardır. Bunları yetişkinler anlayabilir, değerlendirebilir. Veya en azından ağır psikolojik etkisi varsa o etkiyi yetişkinler kaldırabilir. Ama çocuklar için aynı şey asla söz konusu değildir. Ergenlik çağındaki çocuklar bile yetişkinlerin yaşadıkları duyguları anlayamazken, yetişkinlerin taşıyabildiklerini taşıyamazlarken küçük çocukların hiç anlayamayacakları, taşıyamayacakları kesin bir gerçektir. Filmlerden yanlış sonuçlara varabilirler, son derece kötü etkilenebilirler. Bu durum çocukların doğal psikolojik gelişimini olumsuz etkilemektedir.

Etkilenmenin bıraktığı izler: Çoğumuz diyebiliriz ki “Biz de yetişkinlerin seyrettikleri filmlerle büyüdük”. Olabilir. Bizim hepimizin psikolojik gelişimimizin çok sağlıklı olmuş olabileceğini sanmıyorum. İstisnalar kaideyi bozmaz, herkes üstüne alınmasın ama çevremizde hepimiz çok fazla olumsuz davranışlara tanık oluyoruz. Bunun sebebi elbette çocukluğumuzda yaşadıklarımızdan kaynaklanmaktadır. Gerçek hayatımızda yaşadıklarımız kadar izlediğimiz filmlerin de kişiliğimize kesinlikle etkisi olmuştur. Çocukluğumuzda kim bilir hangi filmler psikolojik gelişimimizi olumsuz yönde nasıl ve ne şekilde etkilemişlerdir. Bunları anlayabilmek kolay değil. Ayrıca çocukluğumuzda seyrettiğimiz filmleri hatırlamamız başka, o filmlerin bilinçaltımıza bıraktıkları tesirler başkadır.

Çocuklarımızın seyrettikleri filmleri denetleyelim. Dikkatli olalım. Onların iyiliği için fedakârlık yapıp onlara kötü etki bırakabilecek filmleri biz de hiç izlemeyelim.

>>>Bu yazı eski yerinde iken aldığı bir yorum:

Saturday, Aralık 9, 2006 - 23:59
Yazan: deliyagmurlarim
tv programı.. okuduğu kitap.. internet.. konuştuğumuz konular… ilk aklıma gelenler.. gerçekten çok önemli. tabi bunları kontrol ederken ve denetlerkende çocuğa anlıyacağı bir ölçüde açıklama yapmamızda gerekiyor.. sadece yasaklar koyarak da nasıl cazip hale getireceğimizide unutmamamız lazım.. bunu öğrencilerimde çok rahat gözlemliyorum… aslında aynı seçiçiliği kendimiz için de yapmamız gereken.. hele çocuk yetiştiriyorsak.. ve çocuklarımıza model oluyorsak… buna daha özen göstermeliyiz.

Etiketler: ,
1 Yorum »

Televizyon ve internetin çocuklar için zararları

Perşembe, 20 Aralık 2007 Kategori: Alışkanlık Edinimi, Çocuklara Zararlı Şeyler

Çocuk sahibi olmak hayattaki en güzel şeylerin en başta geleni veya en başta gelenlerinden biri. Ama çevremde gördüğüm anababalara bakıyorum da, çocukları için hiçbir şeyden endişelenmiyorlar. Sanki onlar o çocukların ebeveynleri değiller. Gerçekten bu beni çok düşündürüyor.

Çok yakın bir arkadaşımın bir oğlu var. Çocuk onbir yaşlarında internetle tanıştı. Her gün saatlerce uğraşıyordu. Arkadaşımı defalarca uyarmama rağmen hiç kulak asmadı. Çocuk internette yetişkin insanlarla saatlerce çet yapıyordu. Televizyonda yetişkinlere yönelik filimleri her gün seyrediyordu. Şimdi 16 yaşında ve hala aynı şekilde devam ediyor.

Yaşıtlarıyla arkadaşlıklarında hep lider konumunda, son zamanlarda ise arkadaşlarından uzaklaştığını gördüm. Çocukluğunu yaşamadan internetle ve televizyon filimleriyle yetişkinlerin hayatlarına girdi. Bilmediği hiçbir şey yok.

Annesi ise oğlunun süper anlayış sahibi olduğuna inanıyor. Ben de gözlemlerimden zaman zaman bu kanıya varıyorum ama bunun pek de sağlıklı bir şey olduğunu sanmıyorum. Okulu sevmiyor. Son iki yıldır her gün okula gitmiyor. Özel okulda okuduğu için, okul idaresi şimdiye kadar onu idare ettiler. Sırf müşteri kaybetmemek için tabi.

Okula her gün gitmemesinin ne gibi nedenleri olabilir? Bence öğretmenlerini kendi akranı kabul ediyor. Akranı gördüğü kişilere itaat etmeyi sevmiyor. Okul arkadaşlarını ise akran kabul edemeyecek durumda artık.

Annesi ise, kendi çocuğunu -normal bir çocuk sandığı için- diğer çocukları aptal bulmaya başladı. Bu da ayrı bir sorun.

Televizyon ve internet çocuklarımızın baş düşmanı. Bunu kabul etmemiz gerekir. Şimdi diyebilirsiniz ki çocuklarımızı teknolojiden mahrum etmeyelim. Eğer onları gerçekten televizyonun ve internetin zararlarından koruyabileceksek haklısınız derim. Ama bu hiç de kolay değil, kabul etmek gerekir. O halde çocuklarımıza sahip çıkmak için her şeyi yapmalıyız. Bu çocuklar bize Allahın emaneti. Gün gelir bedelini hem bu dünyada hem ahirette korkunç bir şekilde öderiz.

Bloglarda da çocuk yaşta kişiler var. Bunlara bazı akli dengesi bozuk ahlaksız kişiler tarafından son derece çirkin küfürlü yorumlar yazılıyor. Bu çocuklarımızın düştükleri durumu düşenebilelim. Özellikle kız çocuklarımız böyle saldırılara maruz kaldıklarında ciddi psikolojik travmalar geçirebilmektedir.

17 yaşını doldurmamış çocukların kız olsun erkek olsun internette serbestçe çalışmalar yapmalarına mani olmalıyız. Bu, en başta anababaların görevidir. Tutup da devletten veya internet sitelerinden konu ile ilgili önlemler almalarını beklemeyi yersiz buluyorum. Elbette sağlam tedbirler almaları gerekir, ama onlar tedbir alacak diye beklemekle boşuna vakit kaybetmek akılsızlıktır.

Çocuklarda televizyona ve internete bağımlılık en çok anne babaları boşanmış çocuklarda, bir de geçimsiz ve uyumsuz çiftlerin çocuklarında oluyor. Anne baba arasında uyum ne kadar iyi olursa onların çocukları o derecede daha iyi psikolojik yapıya sahip olur.

Televizyonun ve özellikle internetin dışında çocuklarımıza yararlı alışkanlıklar kazandırmalıyız.

Etiketler: ,
8 Yorum »