Okul Ödevlerinin Zararları

Pazartesi, 24 Mart 2008 Kategori: Çocuklara Zararlı Şeyler

1- Ödevlerin aşırı ağırlığı konusu:
Çocuklar okulda kendilerine verilen ödev konularını internetten hazır bulup incelemeden okuyup anlamaya çalışmadan dönem ödevlerini hazırlamaktalar. Hazır kaynakları bu şekilde değerlendirmek çocuklarda internette aradığını bulabilme becerisini geliştirmekten başka hiçbir işe yaramamaktadır. Öte yandan birçok çocuğun ev ödevlerini ya aile bireyleri yapıyor ya da okul dışı tuttukları özel ders veren öğretmenleri yapıyor. Ben de yapmıştım. Kızcağızın o kadar çok sayıda ödevleri, günlük dersleri bir arada başarıyla yapabilmesi için doğa üstü bir güce sahip olması gerekirdi. Eğitim sistemimize lanet ederek o kızın İngilizce dönem ödevlerini iki yıl üst üste karşılıksız olarak üstlenmiştim.

Öğretmenlere gelince: Çocukların hazırladıkları ödevleri alıp incelemiyorlar bile. Bütün öğretmenler böyle değildir gerçi ama büyük çoğunluk böyle. Bir öğretmen verdiği ödevi takip etmeli. Çocuğu çok iyi gözlemlemeli. Bunları yapmayacaksa çocuklara ödev vermemeli.

2- Çocukların çok fazla ağır ödevler ve aşırı yoğun günlük dersler yüzünden düşünmeye sorgulamaya asla vakit bulamamaları konusu:
Çocukların meraklı olması, merak edip sorular sorması, konuşarak yetişkinlerden bir şey öğrenmeye çalışmaları gerekir. Hayatta mücadeleci olmanın çocuklukta kazanılacak yönlerinden biri de çocukların merak edip öğrenmeye çalışması, bilgi peşinde mücadeleci olmaları gerekliliğidir. Merak ettiklerini sorması, anlatılanları dinleyip öğrenebilmek için çaba harcamaları gerekir. Bu arada sorgulamacı ve analizci olmayı da öğreneceklertir. Bizim eğitim sistemimiz ise çocuklara nefes aldırmamak için uğraşıyor ki gelecek nesiller robot gibi ezberci, hazıra konucu, çalıcı çırpıcı olsun.

Bu yönden eksiklikler çok. Açığımız haddinden fazla büyük. Bu durumda öğretici – eğitici programlar bile çoğu zaman faydalı değil zararlı olabiliyor. Çünkü her şeyi filmlerden, televizyon programlarından, CD ve benzeri kaynaklardan kopyalayıp almak öğretici olmuyor; gerektiği gibi faydalı olamıyor.

İnsanlar arası diyalog kurmak, insanlar arası konuşarak anlaşmak ve insanlar arası sözlü iletişimi geliştirmek açısından günümüz çocuklarında eksiklikler ve boşluklar fazlasıyla mevcut.

3- Çocukların hazıra konmaya alışmasında veya tek çıkar yol olarak ezberi veya kopya çekmeyi alışkanlık edinmesinde annelerin babaların rolü:
Anneler babalar bütün bu eksikliklerin ne gibi zararlar doğuracağını düşünemiyor. Bu eksikliklerin farkında bile değiller. Çocuklarını kendileri çeşitli kaynaklara bizzat yönlendiriyor. “Bu da bir şeydir; çocuklar hangi bilgiye nasıl ulaşılacağını bilmelidir” diye düşünülebilir. Ama anne baba biraz da kendileri öğrensin, çocuklarına o bilgileri anlatarak, uygulayarak, göstererek öğretsin. Çocuk anlatılanı nasıl dinliyor, anlamak için çaba sarf ediyor mu bunu gözlemlesin.
Bunu yapabileceklerini sanmıyorum. Büsbütün çocuklara zararlı olacaklardır. Kendisi anlatmayı beceremeyecek, çocuk boş gözlerle bakacak. O anne veya baba ise bilgileri tekrar tekrar anlatıp çocuğa “ezberletmeye” çalışacak. Bu konuda bizim mayamız bozuk. Kusura bakmayın. Teşbihte hata olmaz.

Bir düşünürün şöyle bir sözü vardı: “Bir insanı eğitmek istiyorsanız dedesinden ninesinden başlamalısınız.”

Bu bahsettiğim sorunlar karşısında pahalı özel okullarda okutulan çocuklar biraz daha şanslı. Ama maalesef bunlar Türkiye genelinde çok küçük bir azınlık olarak kalıyor.

Etiketler: , , , , , , , ,
3 Yorum »

Filmlerin Çocuklara Zararları

Perşembe, 20 Mart 2008 Kategori: Çocuklara Zararlı Şeyler

1- Çocuk Filmleri
Eskiden çocuklara masal anlatılırdı. Bu masallar çocukların hayal kurma, zihinde tasarlama gibi zihinsel aktivitelerini geliştirirdi. Günümüzde masal anlatma neredeyse tarihe karıştı. Masal kitapları var çocuklar için öykü kitapları var ama bunların yanı sıra çocuk filmlerinin çocuklarca daha fazla ilgiyle takip edildiğini düşünürsek masal ve öykü kitapları okumanın çocuklar üzerinde gerektiği gibi faydalı olması imkânsız hale geliyor. Çünkü çocuklar zihinde tasarlama yerine izledikleri filmlerin sahnelerini hatırlıyor.

Hayal kurma ve zihinde tasarlama yeteneğinin gelişmesi çocuklarda çok önemlidir. Bu açıdan çocukların izlediği çocuk filmlerinin pekçoğu çocuklara zararlıdır. Film değil, belgesel çocuk programları üstünde durmakta yarar var. Çocuk film endüstrisi kabul etmek gerekir ki çocukların iyiliği için değil kâr amaçlı olarak varlığını sürdürmektedir.

2- Zararlı çizgi filmler
Bu filmlerde çocuklar dengesiz ve şuursuz birer birey olmayı öğreniyor. Birinin kafasına zararlı bir cisimle vurursun bir zararı olmaz, arkadaşını pencereden itebilirsin sakıncası yok, hayat muziplik yapmaktan ibarettir, sorumlulukların yoktur gibi.

3- Yetişkinlere yönelik filmler ve çocuklarımız
Filmleri çocuklara yönelik ve yetişkinlere yönelik diye ayırmak gerekiyor.
Ülkemizde bunun yapıldığı yok. Hiçbir denetim yok. bütün dizi filmler için +7 işareti ve genel izleyici kitlesi işareti kullanılmakta. Bu ne demektir? Bu film sadece yetişkinlere yönelik değil çocuklara da yöneliktir demektir.

Örneğin Avrupa Yakası dizisi çocuklarca çok seviliyor. Filmde argo sözcükler aşırı bol. Kardeşlerin ve arkadaşların birbirlerine “salak, geri zekâlı” diye hitap ettiği sahneler çok. İnsanların birbirlerine yalan söylemeleri, iki yüzlü olmaları, kaba kuvvete başvurmaları ve insanların çıkarcılıkları bu dizide mizah yoluyla çok sık işleniyor. Bütün bu işlenen konulardan çocuklar yetişkinler gibi etkilenmiyor. Ya nasıl etkileniyor? Çocuklar bütün bu davranış biçimlerini örnek alıyor. Film karakterlerini rol model alıyor. Çünkü film bir komedi dizisi olduğundan bütün o kötü davranışlar ve o kötü davranışları sergileyen karakterler çocuklara son derece sempatik geliyor. Bu acı gerçek karşısında hiçbir yetkilinin bir eleştiri getirdiğine şahit olmuyorum. Acı ama gerçek.

İngiltere’de televizyonda bu tip filmler için “çirkin dil kullanılmıştır, çocuklar için sakıncalıdır” gibi uyarılar vardır ve üstelik bu diziler ve filmler çoğu zaman gece geç saatlerde yayınlanır. Bizde ise tam tersi film yapımcıları ve RTUK hemen her filmi +7 veya genel izleyici kitlesi işaretleriyle vasıflandırarak çocuklar için hiçbir sakınca görmemektedir.

Avrupa yakası dışında diğer filmlerden de çocuklarca ilgi ile izlenenler çok. Tabanca sahibi olmayı çok önemli bir güzellik kabul eden çocuklarımızın sayısının hızla artmasından tutun da “mafya kurmak, mafya babası olmak” gibi pislikleri büyüyünce yapılacak çok iyi bir meslek olarak kabul eden çocuklarımızın sayısı dehşet verici bir oranda çok fazla. Kendi aralarında çete kurup haraç toplayan çocuklar bunları nereden öğreniyor dersiniz?

Not: Bu konu ile yakından ilgili bir yazım daha var. Bakmak için buraya tıklayın: >>>>>

Etiketler: , , , , , , , ,
1 Yorum »