Laftan Anlamayan Çocuklar

Pazar, 6 Nisan 2008 Kategori: Alışkanlık Edinimi, Bilinçaltı, Çocuklara örnek olmak

Soru:
Bir çocuğa nasıl laf dinletebilir insan? Konuşmayı denemenin dışında, konuşmak kâr etmiyorsa ne yapmalı?

Cevap:
Umursamamak, mızmızlanmalarını duymazdan gelmekle başa çıkılabilir. İngiliz çocuk psikologları bunu tavsiye ediyor.
Çocuklar laftan anlamıyorsa anlamalarını beklemek yanlış. Çocuklar daha çok bilinçaltı ile hareket eder.
“Ben şu etkiyi yaparsam şu tepkide bulunulur” gibi.. yani ağlarsam isteğimi yaparlar.. gibi..

Yanlış olduğunu ne kadar anlatırsan anlat faydası yok. O kötü alışkanlıkları ile yaptırımda bulunma girişimlerini görmemek duymamak hiç umursamamak onları bu saçmalıklardan kurtarmanın en iyi yoludur.
Böylece aklıyla değil ama bilinçaltındaki şablonların değişmesiyle çocuktaki hatalar düzelir.

Çocuk eğitiminde çocuklara bilgi vermekten ziyade hareketler, görüntüler, yaşanılanlar daha çok etkilidir. Çok basit bir örnek: Bir çocuğa kızgın ütünün yakabileceğini anlatamazsınız. İyi dinlediğini görmekle anladığını sanırsınız. Ne zaman dokunur ve eli yanar, o zaman kızgın ütünün tehlikesini öğrenmiş olur.

Küçük yaştaki çocuklara “bilgi vererek” bir şeyler öğretmek için acele etmemeli. Öncelikle gerekli ne varsa kendiniz bizzat örnek olarak benimsemesini kabullenmesini sağlamanız gerekir. Elleri yıkamak, diş fırçalamak, kitap okumak gibi alışkanlıkları kazandırmak için bu eylemleri uzun bir süreç içerisinde birlikte yapmanız gerekir.

Etiketler: , , , ,
Yorum Yaz »

Yetişkinlere Yönelik Filmlerin Çocuklara Etkisi

Perşembe, 27 Aralık 2007 Kategori: Bilinçaltı, Gelişim Süreci, Çocuklara Zararlı Şeyler

Televizyon filmlerinde görüyorum ki hemen hemen her filmin başlangıcında +7 ibaresi var. Yani yedi yaşında ve daha büyük çocuklar seyredebilir, bir sakıncası yok demektir. Gerçekten öyle mi? Bunu kim denetliyor?

Çocukluğumda, ya yedi-sekiz yaşlarındaydım ya da en fazla 10 yaşındaydım. Annem mahalleli kadınlarla sinemaya giderken beni de yanında götürmüştü. Türkân Şoray’ın başrolde oynadığı “Açlık” adlı bir film vardı. O film beni ne kadar kötü etkilemişti anlatamam. Öyle bir şeyi bir çocuğa izletmek o çocuğa yapılacak büyük bir zülümdür. Gerçek anlamda zulümdür. Ben ne kadar acı çektim kimse hiçbir zaman bilmedi. Filmin son kısmını her hatırlayışımda adeta kafama balyozlar inerdi. O korkunç hisleri şimdi anlatamıyorum. Anlatamasam da hâlâ son kısmı hatırlamam bana benzer etkiyi yeniden yaşatabiliyor.

Çocukluğumda televizyonda gördüğüm bazı Türk filimleri de ayrıca beni kötü etkilemiştir. Dram türü filimler beni bir iki gün veya günlerce huzursuz ederdi. Amerikan filmlerindeki bazı davranış biçimlerine kendimi kaptırdığım olurdu. Özellikle ergenlik döneminde. Çevremde benzer davranışları hiçbir şekilde görmeyince çevremi yadırgadığım anları sık yaşamışımdır.

Anlayış, algılayış ve değerlendirme açısından: Filimlerin ana fikri vardır, iletmek istediği mesaj vardır, etkileyici olması için filmde uygulanılan çeşitli yöntemler vardır. Bunları yetişkinler anlayabilir, değerlendirebilir. Veya en azından ağır psikolojik etkisi varsa o etkiyi yetişkinler kaldırabilir. Ama çocuklar için aynı şey asla söz konusu değildir. Ergenlik çağındaki çocuklar bile yetişkinlerin yaşadıkları duyguları anlayamazken, yetişkinlerin taşıyabildiklerini taşıyamazlarken küçük çocukların hiç anlayamayacakları, taşıyamayacakları kesin bir gerçektir. Filmlerden yanlış sonuçlara varabilirler, son derece kötü etkilenebilirler. Bu durum çocukların doğal psikolojik gelişimini olumsuz etkilemektedir.

Etkilenmenin bıraktığı izler: Çoğumuz diyebiliriz ki “Biz de yetişkinlerin seyrettikleri filmlerle büyüdük”. Olabilir. Bizim hepimizin psikolojik gelişimimizin çok sağlıklı olmuş olabileceğini sanmıyorum. İstisnalar kaideyi bozmaz, herkes üstüne alınmasın ama çevremizde hepimiz çok fazla olumsuz davranışlara tanık oluyoruz. Bunun sebebi elbette çocukluğumuzda yaşadıklarımızdan kaynaklanmaktadır. Gerçek hayatımızda yaşadıklarımız kadar izlediğimiz filmlerin de kişiliğimize kesinlikle etkisi olmuştur. Çocukluğumuzda kim bilir hangi filmler psikolojik gelişimimizi olumsuz yönde nasıl ve ne şekilde etkilemişlerdir. Bunları anlayabilmek kolay değil. Ayrıca çocukluğumuzda seyrettiğimiz filmleri hatırlamamız başka, o filmlerin bilinçaltımıza bıraktıkları tesirler başkadır.

Çocuklarımızın seyrettikleri filmleri denetleyelim. Dikkatli olalım. Onların iyiliği için fedakârlık yapıp onlara kötü etki bırakabilecek filmleri biz de hiç izlemeyelim.

>>>Bu yazı eski yerinde iken aldığı bir yorum:

Saturday, Aralık 9, 2006 - 23:59
Yazan: deliyagmurlarim
tv programı.. okuduğu kitap.. internet.. konuştuğumuz konular… ilk aklıma gelenler.. gerçekten çok önemli. tabi bunları kontrol ederken ve denetlerkende çocuğa anlıyacağı bir ölçüde açıklama yapmamızda gerekiyor.. sadece yasaklar koyarak da nasıl cazip hale getireceğimizide unutmamamız lazım.. bunu öğrencilerimde çok rahat gözlemliyorum… aslında aynı seçiçiliği kendimiz için de yapmamız gereken.. hele çocuk yetiştiriyorsak.. ve çocuklarımıza model oluyorsak… buna daha özen göstermeliyiz.

Etiketler: ,
1 Yorum »