Akıl ve Zekâ

Cuma, 25 Ocak 2008 Kategori: Gelişim Süreci, Çocuklarla Diyalog, Çocukta Akıl ve Zekâ Gelişimi

Zekâ anlık zihinsel becerimiz, akıl ise zamanı daha geniş bir çerçevede değerlendirip davranışlarımızı ayarlamaya yönelik zihinsel becerimizdir.

Zeki bir çocuk okula gitmemek için ustaca hastalık numarası yaparak annesini babasını kandırabilir. Akıllı bir çocuk ise hasta bile olsa okula gitmek ister, çünkü okulun kendisine neler kazandırdığının ve neler kazandıracağının bilincindedir.

Çocuk Eğitimi son derece büyük bir titizlik ve dikkat ister.

Çocuklarınızı Eğitirken Bunlara Dikkat:

Sorumluluk: Çocuklara çeşitli sorumluluklar edindirirken bu sorumlulukların kendilerine neler kazandıracağını öğretmek yerinde olur. Çocuğa bir şeyin sorumluluğunu verirken baskıyla tehditle değil, konuşmayla, izah etmeyle, sevinmeyle ve sevindirmeyle hareket etmeliyiz. Unutmayın ki anne babanın sevinci güleryüzü çocuklara en büyük ilaçtır. Dinliyor diye sevincinizi yüz mimiklerinizle belli edin, anladı diye, kabul etti diye, yüzünüze baktı diye sık sık çocuğunuza sevincinizi belli edin. Böyle yapmanız çocuğunuzun size daha çok saygı ve sevgi duymasını, daha çok itaat etmesini sağlayacaktır.

Paylaşma: Çikolatasını, oyuncağını kerdeşleriyle veya arkadaşlarıyla paylaşmalarını öğretirken çocuklarımızı yanlışlıkla bilinçsiz bir müsrifliğe itmiş olabiliriz. Bu tehlikeden sakınmak için paylaşmanın güzelliklerini, bu güzel hareketin kendisine nasıl geri döneceğini de çocuklarımıza güzel bir şekilde öğretmeyi asla ihmal etmemeliyiz.

Hayvan-çiçek sevgisi: Bunları aşılarken sevmek sevilmek nasıldır, vereceğimiz sevgi karşımızdakilere neler kazandırır, mutlu etmek ne demektir, sevindirmek ne demektir, ne kadar değerlidir, hayvanlar ve bitkiler üzerinde örneklerle çocuğa öğretebilmek gerekiyor ki şefkatli, sevecen, pozitif enerjiyle dolu bir insan olsun. Aksi taktirde bilinçsiz hayvan-çiçek sevgisi onu antisosyal edebilir veya ona sosyal fobi kazandırabilir.

Kendine güven: Sık sık çocuğa ihtiyaçlarını kendisinin gidermesini sağlamak ve bunun kendisini kuvvetli ve her konuda daha başarılı edeceğini hissettirmek inandırmak lâzım. Henüz tam manasıyla yürüyemeyen emekleyen çocuklar koltuğa tırmanmaya çalışırsa yardım etmemelisiniz. Üç-dört yaşından itibaren kız-erkek ayrımı yapmadan arada bir çocuklara çoraplarını vesaire yıkatmalı, haftada iki üç gün az miktarda bulaşık yıkatmalıdır. Büyüdükçe daha aktif ve hızlı bir şekilde ev işlerini yapması sağlanmalıdır. Çocuğunuza yaptırdığınız her işin sonunda sevincinizi gösterip teşekkür etmeniz kadar onu motive edici bir şey olamaz.

Çocuğunuzla aranızda diyalog: Çocuğun yaşına göre cevaplayabileceği konularda ona sorular sorup ciddi ciddi dinlemeli onu konuşturmalısınız. Yaşı ilerledikçe (6-7 ve üstü) Bazı ufak tefek sorunlarınızı sıkıntılarınızı çocuğunuzun psikolojisini olumsuz etkilemeyecek bir şekilde çocuğunuza anlatıp size yardımcı olmasını isteyin. Vereceği fikirler karşısında aferin demek yerine çocuğu üzmeden sıkmadan biraz açar mısın deyin, teşekkür edin, bazı durumlarda ise senin de böyle sıkıntın oldu mu gibilerden bir şeyler sorarak onu konuşturun. Bunu da sık sık yapın ki özellikle ergenlik dönemine geldiğinde, her türlü sorununu çocuk gayet doğal bir şekilde ilk size açsın.

Günlük tutmak: Çocuğunuz rahatça yazmayı öğrendikten sonra ona düzenli günlük tutturun. İlkin her gün beraber yapın. Yaşı ilerledikçe günlük yaşantılarını kuru kuruya yazmaktan ziyade yaşadıkları üzerine duygu ve düşüncelerini ifade ederek yazmasını öğretin.

Her halükârda çocuğun aklının gelişmesine yardımcı olunmalıdır. Çocuğun zeki olmasıyla övünmek bununla yetinmek çocuğa hiç bir erdem katmaz.

Not: Bu yazı eski blog yazılarımdan biridir. Şimdiye kadar internette pekçok siteler tarafından izinsiz alınmış ve yayınlanmıştır. Ben pedagog filan değilim ama çok ciddi siteler bile bu yazımı almışlar kendilerine mal etmişler. İnternette ne dolaplar dönüyor, her bilgiye güvenmemelisiniz. Uzmanlar tarafından verilmemiş bilgileri uzman bilgisi diye göstermeleri hem yanlıştır hem ahlaka aykırıdır. Yaptıkları bilgi hırsızlıkları da cabası.

Etiketler: , ,
Yorum Yaz »

Çocuklar ve Sorumluluk

Pazar, 16 Aralık 2007 Kategori: Alışkanlık Edinimi, Gelişim Süreci, Çocuklara örnek olmak, Çocukta Akıl ve Zekâ Gelişimi

Çocuklarınızda sorumluluk duygusunu geliştirmek için neler yapıyorsunuz? Bazı anne babalar çocuklarına bir evcil hayvan alıp bakımını üstlenmesini sağlıyorlar. Böylece sorumluluğunun gelişeceğine inanıyorlar. Ama bu çok eksik bir yöntem. Sakıncaları da olabilir. Çünkü çocuk sadece kendisine ait varlıklara karşı duyarlı kalabilir. Çevresinde olup bitenlere karşı herhangi bir sorumluluk hissetmeyebilir.

Öncelikle kendinizi eğitmelisiniz. Sizin davranışlarınızda çocuk ne görüyorsa onu kapacaktır. Siz sokağa çöp atıyorsanız çocuğunuz çevre temizliğine karşı duyarlı olmayacaktır. Çöp atmayı sadece evde biriken çöpler olarak anlamayın. Sokakta yürürken yediğiniz bir şeyin kâğıdını yere atmak da sokağa çöp atmak demektir.

Trafik kurallarına uyma sorumluluğunuz ne derecede yerinde? Çocuğunuz bu konuda sizi iyi örnek alabiliyor mu?

Sağlığınıza çok önem veriyor musunuz? İçkiden sigaradan uzak duruyor ve bunların insan sağlığına ne denli zararlı olabileceği konusunu çocuklarınızın yanında ara sıra gündeme getiriyor musunuz?

Evinizde eşinizle görev dağılımı yapıp her biriniz üzerinize düşen görevleri titizlikle yerine getiriyor mu?

Hasta yakınlarınızı ziyaret edip onların bir ihtiyacı olup olmadığını soruyor musunuz?

Aile büyüklerinize ve komşularınıza olan sevginiz, saygınız ve onlarla olan iletişiminiz ne kadar sağlıklı?

Faziletli davranışları her gün uygulamak için vesileler arıyor musunuz? Hani Müslümanlıkta vardır “Bugün Allah için ne yaptın?”.. Bir de hayırlı işler yapıp sevap kazanma gayreti. Aynen dindar Müslümanlar gibi (ister Müslüman olun ister olmayın) her gün kendinize ve diğer insanlara, hatta hayvanlara ve bitkilere faydalı olabileceğiniz aktiviteler arayın bulun yapın. Çocuğunuz sizden bunları görmeli.

Bütün bunları siz yaşamalı ve “yaşadığınız güzellikleri” çocuğunuzla birlikte yaşayarak, bunların önemini çocuğunuza anlatarak onlardaki sorumluluk duygusunu ancak bu şekilde geliştirebilirsiniz.

Çocuğunuzda sorumluluk duygusu geliştirmek sizin aslî görevinizdir. Böyle ciddi bir vazifeyi okuldan, öğretmenlerden beklemeyin. Onlar zaten elinden geleni yapacaklardır ama çocuk sizde gördüklerini hayatına geçirebilir.

Bazı önemli tavsiyeler:

1- Çocuğunuzla alışverişe çıkın. En başta ona şu kadar paramız var, bunun tümünü harcamamalıyız ki önümüzdeki günlerde daha rahat edelim gibi sözler söyleyin. Alışveriş ederken almayacağınız bir şeyi çok beğenmiş gibi yapın. Sonra bunu almakla parayı boşa harcayacağınızı, esas gerekli ihtiyaçlarınızı alamayacağınızı ona anlatın. Bir yandan da o şeyi almadığınız için üzülmüş gibi yapın. Çok istiyorum çok sevdim ama almamam gerekiyor deyin. Böylece çocuğunuz sizden hem sorumluluk duygusu kazanacak hem de iradesini kullanmayı öğrenecek.

Alışverişte ona “marka” giysilerle sıradan giysiler arasında aslında fark olmadığını ama marka giysilerin ne kadar pahalı olduğunu uygulayarak gösterin. Marka olmayan bir eşya alarak fiyat farkı ile ne kadar kazançlı olduğunuzu çocuğa anlatın, sonra o fark parayla ona çok sevineceği bir şey alın. Aldıktan sonra “Bak eğer o pahalı şeyi alsaydık sana bunu alamazdım” deyin. Böylece küçük yaşta marka özentiliğinden onu kurtarmış olursunuz.

2- Maddi durumunuz iyi olmasa bile mutlaka yardım edebileceğiniz insanlar vardır. Ayda bir iki defa yoksul bir çocuğa veya yetişkine onun ihtiyaç duyduğu bir şeyler hediye ederek insanlara yardım etmenin, insan sevindirmenin mutluluğunu çocuğunuza tattırın ve aşılayın. Ayrıca kendisi kadar şanslı olmayan çok sayıda insanlar olduğunu çocuğunuza iyice belletin.

3- Çevrenizde sokakta yaşayan hayvanlar varsa onları çocuğunuzla beraber doyurun. Bu hareketin ne kadar güzel olduğunu anlatın.

4- Akranlarıyla iyi geçinme, dost kazanma ve dostlarına faydalı olma yönünde çocuğunuza iyi tavsiyeler verin. İnsanın arkadaşına karşı olan sorumlulukları anlatın. Uygulamasını sağlayın. Arkadaşlarıyla oynarken ise aralarına girmeyin, izlemiyormuş gibi yapın. Yanlışları varsa daha sonra düzeltmeye çalışın. Gerekiyorsa psikologlardan yardım almaktan çekinmeyin, bunu ihmal etmeyin.

5- Çocuk yetiştirirken zerre kadar kız erkek ayrımı yapmayın. Elbette kıyafet ve saç şekli açısından farklılık gözeteceksiniz. Ama şu erkek işidir, şu kız işidir gibi şeyler öğretmeyin. Ev işlerini yapmada ikisini de aynı şekilde görevlendirin. Önce çok kolay ev işlerini az yaptırın, yaşları ilerledikçe daha zor ev işlerini çocuklarınızla beraber yapın. Çok zengin bile olsanız her işinizi temizlikçilere bırakmayın. Ailecek ciddi ve kararlı görev dağılımları ile bütün ev işlerinizi beraber yapın. Aile bütünlüğü, aile içi yakınlık gibi güzellikleri çocuklara verebilmek için bu çok iyi ve etkili bir yoldur. Bu şansı sakın elden kaçırmayın.

Etiketler:
1 Yorum »