Üniversite Eğitimine Engeller

Cumartesi, 8 Mart 2008 Kategori: Gelişim Süreci, Yüksek Öğrenim

Çocuklarımızın çoğunluğu liseden sonra niçin üniversiteye veya bir yüksek okula devam etmiyor?

Bence ilk üç sebep şudur:
1- En başta gelen sebep: Üniversite harçları gerçekten çok yüksek. Bunu karşılamak için en az “orta halli” bir aileden geliyor olmak gerekiyor veya o gencin bir işte çalışarak para kazanması ile “açık öğretim” türü eğitim veren bir üniversiteye devam etmesi gerekiyor. Çünkü 70 milyonu aşan nüfusumuzun ancak %20’si iyi yaşam standartlarına sahip. Geri kalan %80′i zor durumda. Bu %80’lik guruba dâhil olan büyük çoğunluğun pek azı çocuklarını üniversitede okutabiliyor. Bir gencin hem okuması hem çalışması demek üniversite eğitimini yarım alması hatta çeyrekten dahi az alabilmesi demektir. Çok büyük bir sorun. Herhangi bir işte çalışma saatleri 8 saattir. Bunun gibi, eğitim alan bir öğrencinin de günde en az 5 - 6 saat eğtimi ile ilgili çalışmalar yapabilmesi şarttır. Bir işte çalışmak zorunda olan bir öğrenci üniversite eğitimini tam edinemez. Ancak bir şartla: Çalıştığı iş öğrenim gördüğü branştan bir iş olursa.

2- Üniversite giriş sınavlarında büyük bir kısım eleniyor. Böylece çoğu gencimiz okula devam edemiyor. Burada ÖSS sınavlarının zararları sös konusu. Öğrenim görmek istediği konuda ilgisi ve yatkınlığı tam olan bir çocuk sınavı kazanamıyor, sırf üniversiteli olmak için sınavlara girmiş biri onun okuması gereken fakültede okumaya hak kazanabiliyor. Burada büyük bir adaletsizlik var. Bu ülke böylesi saçma sapan uygulamalarla kalkınamaz.

3- Eğitim sistemimizin kötülüğü yüzünden eğitim almak nedir, nasıl olmalıdır konusunda bilinçsiz olan çok sayıda çocuklarımız her şeyin üniversitede kendisine verileceğini sandığı için ve piyasada (yine aynı kötü eğitim sistemimizin bir meyvesi olarak) üniversiteyi bitirmiş ama okuduğu branşla hiç ilgisi olmayan bir meslekte çalışan insanları da görerek üniversite eğitimini gerekli görmüyor. “Diplomalı işsizler ordusu”nun varlığı da gençlerimizi yıldıran sebeplerden.

Aşağıdaki resmi bir arkadaş bana email ile göndermiş. Hangi döneme mahsus bir araştırma sonucudur ve sadece kız öğrenciler için midir bilmiyorum ama bu yüzdelik sıralaması bugün için gerçeği yansıtmıyor diye düşünüyorum.

üniversite eğitimine engeller

Etiketler: , , , , , ,
1 Yorum »

Akıl ve Zekâ

Cuma, 25 Ocak 2008 Kategori: Gelişim Süreci, Çocuklarla Diyalog, Çocukta Akıl ve Zekâ Gelişimi

Zekâ anlık zihinsel becerimiz, akıl ise zamanı daha geniş bir çerçevede değerlendirip davranışlarımızı ayarlamaya yönelik zihinsel becerimizdir.

Zeki bir çocuk okula gitmemek için ustaca hastalık numarası yaparak annesini babasını kandırabilir. Akıllı bir çocuk ise hasta bile olsa okula gitmek ister, çünkü okulun kendisine neler kazandırdığının ve neler kazandıracağının bilincindedir.

Çocuk Eğitimi son derece büyük bir titizlik ve dikkat ister.

Çocuklarınızı Eğitirken Bunlara Dikkat:

Sorumluluk: Çocuklara çeşitli sorumluluklar edindirirken bu sorumlulukların kendilerine neler kazandıracağını öğretmek yerinde olur. Çocuğa bir şeyin sorumluluğunu verirken baskıyla tehditle değil, konuşmayla, izah etmeyle, sevinmeyle ve sevindirmeyle hareket etmeliyiz. Unutmayın ki anne babanın sevinci güleryüzü çocuklara en büyük ilaçtır. Dinliyor diye sevincinizi yüz mimiklerinizle belli edin, anladı diye, kabul etti diye, yüzünüze baktı diye sık sık çocuğunuza sevincinizi belli edin. Böyle yapmanız çocuğunuzun size daha çok saygı ve sevgi duymasını, daha çok itaat etmesini sağlayacaktır.

Paylaşma: Çikolatasını, oyuncağını kerdeşleriyle veya arkadaşlarıyla paylaşmalarını öğretirken çocuklarımızı yanlışlıkla bilinçsiz bir müsrifliğe itmiş olabiliriz. Bu tehlikeden sakınmak için paylaşmanın güzelliklerini, bu güzel hareketin kendisine nasıl geri döneceğini de çocuklarımıza güzel bir şekilde öğretmeyi asla ihmal etmemeliyiz.

Hayvan-çiçek sevgisi: Bunları aşılarken sevmek sevilmek nasıldır, vereceğimiz sevgi karşımızdakilere neler kazandırır, mutlu etmek ne demektir, sevindirmek ne demektir, ne kadar değerlidir, hayvanlar ve bitkiler üzerinde örneklerle çocuğa öğretebilmek gerekiyor ki şefkatli, sevecen, pozitif enerjiyle dolu bir insan olsun. Aksi taktirde bilinçsiz hayvan-çiçek sevgisi onu antisosyal edebilir veya ona sosyal fobi kazandırabilir.

Kendine güven: Sık sık çocuğa ihtiyaçlarını kendisinin gidermesini sağlamak ve bunun kendisini kuvvetli ve her konuda daha başarılı edeceğini hissettirmek inandırmak lâzım. Henüz tam manasıyla yürüyemeyen emekleyen çocuklar koltuğa tırmanmaya çalışırsa yardım etmemelisiniz. Üç-dört yaşından itibaren kız-erkek ayrımı yapmadan arada bir çocuklara çoraplarını vesaire yıkatmalı, haftada iki üç gün az miktarda bulaşık yıkatmalıdır. Büyüdükçe daha aktif ve hızlı bir şekilde ev işlerini yapması sağlanmalıdır. Çocuğunuza yaptırdığınız her işin sonunda sevincinizi gösterip teşekkür etmeniz kadar onu motive edici bir şey olamaz.

Çocuğunuzla aranızda diyalog: Çocuğun yaşına göre cevaplayabileceği konularda ona sorular sorup ciddi ciddi dinlemeli onu konuşturmalısınız. Yaşı ilerledikçe (6-7 ve üstü) Bazı ufak tefek sorunlarınızı sıkıntılarınızı çocuğunuzun psikolojisini olumsuz etkilemeyecek bir şekilde çocuğunuza anlatıp size yardımcı olmasını isteyin. Vereceği fikirler karşısında aferin demek yerine çocuğu üzmeden sıkmadan biraz açar mısın deyin, teşekkür edin, bazı durumlarda ise senin de böyle sıkıntın oldu mu gibilerden bir şeyler sorarak onu konuşturun. Bunu da sık sık yapın ki özellikle ergenlik dönemine geldiğinde, her türlü sorununu çocuk gayet doğal bir şekilde ilk size açsın.

Günlük tutmak: Çocuğunuz rahatça yazmayı öğrendikten sonra ona düzenli günlük tutturun. İlkin her gün beraber yapın. Yaşı ilerledikçe günlük yaşantılarını kuru kuruya yazmaktan ziyade yaşadıkları üzerine duygu ve düşüncelerini ifade ederek yazmasını öğretin.

Her halükârda çocuğun aklının gelişmesine yardımcı olunmalıdır. Çocuğun zeki olmasıyla övünmek bununla yetinmek çocuğa hiç bir erdem katmaz.

Not: Bu yazı eski blog yazılarımdan biridir. Şimdiye kadar internette pekçok siteler tarafından izinsiz alınmış ve yayınlanmıştır. Ben pedagog filan değilim ama çok ciddi siteler bile bu yazımı almışlar kendilerine mal etmişler. İnternette ne dolaplar dönüyor, her bilgiye güvenmemelisiniz. Uzmanlar tarafından verilmemiş bilgileri uzman bilgisi diye göstermeleri hem yanlıştır hem ahlaka aykırıdır. Yaptıkları bilgi hırsızlıkları da cabası.

Etiketler: , ,
Yorum Yaz »